Futbol, sadece bir oyun değil; tutkuların, emeklerin ve kalplerde taşıdığı umutların birleştiği, zaferin tatlı, yenilginin ise acı olarak içselleştirildiği bir arenadır. Bir kulüp başkanının gözünden, bu duygusal iniş çıkışları izlemek, saha dışında da büyük bir mücadele verildiğini hatırlatır. Başkan Ahmet Gaffar Akarca’nın açıklamaları, takımın sahadaki performansının ötesinde, futbolun ruhunu ve insanlık değerlerini yeniden düşünmeye sevk ediyor.
Bir kulüp başkanı düşünün… Maddi manevi emek veriyor. İşinden, aşından, ailesinden ödün veriyor. Hafta sonları tatil değil, stres demek onun için. O takım yendiği sürece “çok iyi başkan”… Ama birkaç mağlubiyet alınca birden bire “istifa et!” sesleri yükseliyor. Futbol, ucu açık bir oyun. Her şey olabilir.
Ama bir başkan, o her şeyin içinde aklından “çekip gitmek” gibi bir düşünceyi bile geçirmemeli. Çünkü bu kent, Başkan Ahmet Gaffar Akarca’nın ardında duran bir vefa kentidir. En azından öyle olmalı…
Kahramanmaraş İstiklalspor’un Turgutlu deplasmanında aldığı 1-0’lık mağlubiyetin ardından Başkan Akarca’nın yaptığı açıklamalar, yalnızca bir maç sonrası değerlendirme değil, bir yürek dökümüdür aslında. “Takımımı sahada tanıyamadım” derken, sadece teknik bir analiz yapmıyor Akarca… Sezon başından bu yana verilen emeğin, alınan sorumlulukların, sabahlamaların ve umutların yerle bir olduğu bir geceyi anlatıyor bize.
Turgutluspor’u kutluyoruz; hak ettikleri bir galibiyet aldılar. Ancak bizim için mesele skordan çok daha fazlası. Sahada kaybolan arzu, mücadele eksikliği ve dağınıklık, taraftarın ve yönetimin gözünden kaçmadı. Ama burada bir durmak gerekiyor.
Başkan Akarca, her deplasmanda takımın yanında olan, saha dışında da oyuncularına abilik yapan bir isim. Her kötü sonuçtan sonra faturayı ona kesmek, sadece futbolun değil, insanlığın da adaletine sığmaz.
Şimdi önümüzde yeni bir sınav var: Bursa deplasmanı. Belki teknik anlamda revizyonlar olacak, belki yönetsel adımlar atılacak. Başkanın dediği gibi, “her şey masada” ve “gerekirse kongre kararı da gündemde”. Ama bu süreçte taraftarın vereceği destek, atılacak her adımı şekillendirecek güçtedir.
Unutmayalım, futbol sadece kazanınca sevinilecek bir oyun değil. Asıl vefa, kaybedince de sevmeyi bilmektir. Çünkü bu forma, sadece galibiyetlerin değil, mağlubiyetlerin de yükünü taşıyanların omuzunda büyür.
Bugün belki üzgünüz. Ama yarın yeniden ayağa kalkmak için önce birbirimize sahip çıkmalıyız.
Bu şehir, başkanını yuhalayarak değil, yürek vererek alkışlamayı öğrenmeli artık. Yenilince de sevmeyi bilmeli artık.. işte bu inançla tüm futbol camiası için “her şeyin hayırlısı olsun” dileğiyle..